ÇILGINLAR MEKANI

ÇILGINLAR MEKANINA HOŞ GELDİNİZ.. ARADIGINIZ TÜM OYUNLAR, YAMALAR, HİLELER BURADA
 
AnasayfaKapıTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ALLAH (c.c.) KİMDİR? (Rab'bimiz Tanıyalım)

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 108
Yaş : 28
Nerden : Diyarbakır
Lakap : Crazy
Kayıt tarihi : 08/02/09

MesajKonu: ALLAH (c.c.) KİMDİR? (Rab'bimiz Tanıyalım)   Çarş. Şub. 11, 2009 8:52 am

ALLAH (c.c.) KİMDİR? (Rab'bimiz Tanıyalım)

ALLAH (C.C.) KİMDİR?




Sizi Yaratan Allah'ı Ne Kadar Tanıyorsunuz?


Sizi kim yarattı? Size bu bedeni, gözlerinizin rengini, saçlarınızın
rengini kim verdi? Boyunuzun uzunluğunu, saçlarınızın rengini kim
belirledi? Sizinle birlikte diğer insanları, gökleri, yeri ve bu ikisi
arasında yaşayan tüm canlıları kim yarattı? Uzayın derinliklerindeki
gezegenlerin, Güneş'in ve yıldızların düzenini kim belirledi?

Siz bütün bu sorulara tek bir cevapla karşılık verirsiniz: "Allah".
Sizin gibi diğer insanlara da bu sorular sorulduğunda, onlar da "Allah"
diye cevap verirler. Nitekim Allah Kuran'da insanların kendi
ağızlarıyla bu gerçeği ikrar edeceklerini şöyle bildirmiştir:
Andolsun, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş'i ve Ay'ı kim
emre amade kıldı?" diye soracak olursan, şüphesiz: "Allah"
diyecekler... Şu halde nasıl oluyor da çevriliyorlar? (Ankebut Suresi,
61)

Peki sizi ve kainatı en ince ayrıntısına kadar planlayan Yaratıcımızı
ne kadar tanıyorsunuz? Sizi her an gördüğünü, işittiğini, yaptığınız
herşeyden her an haberdar olduğunu biliyor musunuz? Size göre Allah
nerede? Sizi yarattıktan sonra kendi halinize mi bırakıyor? Yoksa nasıl
yaşamanız gerektiğini mi bildiriyor? Allah'ı görebilir misiniz? Onunla
konuşabilen bir insan var mı? İnsanlardan başka hangi varlıkları
yarattı? O, ölümden sonra nasıl bir hayat vaat ediyor?

Kuşkusuz bunlar gibi daha pek çok soru sorulabilir ve siz de kendinize
göre bu soruların hepsini cevaplarsınız. Bu cevaplar ya ailenizden, ya
akrabalarınızdan ya çevrenizden ya da okuduğunuz kitaplardan
öğrendikleriniz olacaktır. Ya da yıllar önce din dersinde
okuduklarınızdan aklınızda kalanlar... Peki verdiğiniz cevapların
gerçekten doğru olup olmadığını hiç düşünmüş müydünüz?

Kuşkusuz herkes Allah hakkında çok değişik fikirler öne sürebilir. Bir
felsefeci Allah'ı anlatırken öncelikle aldığı eğitimi ön plana çıkarır,
etkilendiği filozofların fikirlerini kullanarak bir tanımlama yapar.
Allah hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir ev kadını komşusundan duyduğu
bilgilere inanır. Allah'la ilgili kitap yazan bir yazar ise belki de
hiç din eğitimi almamıştır, hatta Allah'ın indirdiği ayetlerin tek bir
tanesinden bile habersizdir. Fakat bu yazarın kitabını okuyan herkes,
sanki onun fikirleri tartışmasız doğruymuş gibi kabullenir, tüm
yazılanları uygular ve çevresindeki herkese kendinden çok emin olarak
okuduklarını anlatır. Ve çoğu insan, o güne kadar çevresinden
duyduklarının ve öğrendiklerinin yanlış veya eksik olabileceğine
ihtimal vermez.

Fakat unutulmamalıdır ki, insan yanılabilen, cahillik edebilen bir
varlıktır. Şu halde bize, Allah'ı en doğru tanıtacak kaynak, yalnızca
O'nun bizlere indirdiği hak kitap Kuran'dır. Allah Kuran'da insanların
öğrenmesi gereken şeyleri açıklamıştır. Yukarıdaki soruların Kuran'daki
cevaplarına bakacak olursak, öncelikle Allah'ın yalnız göklerde değil
her yerde olduğunu görürüz. Allah bütün insanlara olduğu gibi size de
şah damarınızdan daha yakındır. Sizin her yaptığınıza şahittir, herşeyi
görür. Söylediğiniz tüm kelimeleri işitir. İçinizden ettiğiniz tüm
duaları bilir. Her an sizin yanınızdadır. Üstelik Allah dilediği
kuluyla konuşur. Örneğin Kuran'da, Hz. Musa ile konuşarak onu diğer
insanlardan üstün kıldığı bildirilmiştir. Allah insanları olduğu gibi
melekleri ve cinleri de yaratmıştır. Ve Allah dünya hayatından sonra
sonsuza kadar sürecek bir cennet ve cehennem hayatı yaratmıştır.
İnsanlara ölümlerinden sonra cennete gidebilmeleri için nasıl
yaşamaları gerektiğini de Kuran'la bildirmiştir. Bütün bunlar yukarıda
sorduğumuz soruların çok kısa yanıtlarıdır ve bu yanıtların hepsi
Kuran'da yer almaktadır.

Şu an elinizde tuttuğunuz bu kitap da size şah damarınızdan daha yakın
olan Allah'ı, Kuran'da bildirdiği şekilde tanıtmak için yazılmıştır. Bu
kitabın amacı, kafanızdaki puslu, silik, yanlış bilgilerin yerine
Kuran-ı Kerim'deki gerçek Allah inancını koymak, böylelikle yüce
Allah'ı daha iyi tanımanızı, O'na daha yakın olmanızı sağlamaktır.
Allah, 1400 yıl önce indirdiği Kuran ayetleriyle insanlara Kendisi'ni
tanıtmış, Kendisi'ne ait isimleri bildirmiştir. Kuran'da verilen
çeşitli örnekler ve anlatımlar O'nun sonsuz aklını, ilmini, sanatını
gözler önüne serer. Allah Kuran ile Kendisi'ni kullarına tanıtır.

Bu kitapta yer alan her ismin altında kullanılan ayetler, açıklanan
ismin geçtiği ayetlerdir. Bu ayetlerin Arapçasına bakıldığında,
Allah'ın bu isimlerinin ayetlerin içinde geçtiği görülecektir. Ayrıca
her ismin altında, belki de bugüne kadar üzerinde düşünülmeyen
detayları hatırlatacak kısa tefekkürler bulunmaktadır. Elbette bu
tefekkürler göklerin ve yerin Rabbi olan Allah'ı tanıtmak için yeterli
değildir. Zira tüm kainatı, tüm canlıları, insanları ve maddeyi yaratan
ve en güzel isimlerin sahibi olan Allah'ın tek bir ismini açıklamak
için dahi ciltler dolusu tefekkür yazılabilir. Fakat böyle bir imkan
olmadığı için bu kitapta kısa örnekler, insanı düşünmeye sevk edecek
izahlar kullanılarak, okuyucunun tefekkür ufku açılmaya çalışılmıştır.

Elinizdeki kitapla ilgili gözden kaçırılmaması gereken bir nokta daha
vardır: Bu kitap yalnızca Kuran'da geçen bilgileri aktarmaktadır. Çünkü
bizim, Allah'ın isimleri hakkında O'nun bize Kuran'da öğrettiğinden
başka hiçbir bilgimiz yoktur. Bizim bilgimiz dışında kalanlar ise
herşeyde olduğu gibi Rabbimiz'in katında saklıdır:

Dediler ki: "Sen Yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir
bilgimiz yok. Gerçekten Sen, herşeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi
olansın." (Bakara Suresi, 32)





ALLAH (c.c.) kimdir?


Kur'an-ı Kerimde buyuruluyor ki:
Allah göklerin ve yerin nurudur.” (Nur: 35)


Allah-u Teâlâ Ehadiyet mertebesinde bir gizli hazine iken; rahmetinin
cemâlini, kudretinin kemâlini, azamet ve celâlini, sanatının inceliğini
ve hikmetinin sırlarını duyurmayı irade buyurdu. Bunun üzerine ruhlar
âlemini ve cisimler âlemini yarattı.

Bir Hadis-i kudsî’de şöyle buyurmaktadır:
“Ben gizli bir hazine idim, bilinmeyi arzuladım, bunun için de mahlukatı yarattım.” (K. Hafâ)

Bunu bir bilgi, bir haber değil, aynı zamanda bir emir olarak kabul
etmek gerekiyor. Çünkü Allah-u Teâlâ’yı tanımak insanın en başta gelen
vazifesidir.

Allah-u Teâlâ’nın varlığı kadimdir, evveli yoktur. Zamandan da ezelden
de önce vardı. Zât-ı akdes’inin varlığından evvel hiç bir şey yoktu.
bütün varlıklar O’nun buyurduğu bir kelime ile meydana çıkmışlardır.

Hadis-i şerif’te buyurulduğu üzere:
“Allah var idi ve Allah’tan başka bir şey mevcut değildi.” (Buharî. Tecrid-i sarih: 1317)

Sonra varlığını ve kemalini duyurmayı, hikmetiyle kâinatı ve insanları
yaratmayı irade buyurdu ve dilediği şekil ve nizam üzere yarattı.

Allah-u Teâlâ Âdem Aleyhisselâm’ın belinden zürriyetini çıkarıp onları
akıl sahibi yaptı ve onlara hitapta bulundu. İman ile emir buyurup,
imansızlıktan nehyetti.
Onlar o anda zerreler gibiydiler.
Hakikat.com'dan alınmıştır.

Var olan Allah(cc)'tır. Başlangıcı ve sonu olmayan, herşeyi gören,
işiten, bilen ve akılların almadığı bir varlıktır. Şekli şemali
bilinmez tahmin edilemez. Hiçbirşeye ihtiyacı yoktur. Bütün mahlukatı
yaratan ve yönetendir. Herşeyin gerçek sahibidir. Doğmamıştır,
doğurmamıştır, anne baba çocuk gibi herşeyden münezzehtir, uzaktır.
Sığınılacak kudrete ve merhamet eden bir rahmete sahiptir. Hiçbirşey
onun denginde değildir ve olamazda. O, İlah'tır. Ondan başka ilah
yoktur (LAİLAHE İLLALLAH)

İHLAS SURESİ
Esirgeyen ve Bağışlayan Allah'ın adıyla.
1) De ki: O Allah, birdir.
2) Allah, Samed'dir (herşey O'na muhtaçtır, daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır).
3) O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.
4) Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir.

FELAK SURESİ
Esirgeyen ve Bağışlayan Allah'ın adıyla.
1) De ki: Sabahın Rabbine sığınırım.
2) Yarattığı şeylerin şerrinden,
3) Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
4) Düğümlere üfüren-kadınların şerrinden,
5) Ve hased ettiği zaman, hasetçinin şerrinden.

NAS SURESİ
Esirgeyen ve Bağışlayan Allah'ın adıyla.
1) De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine,
2) insanlarin Melikine (mutlak sahip ve hakimine),
3) İnsanlarin İlâhına.
4) O sinsi vesvesenin şerrinden,
5) O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler) fısıldar.
6) Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım!)

Allah'ın isim ve sıfatlarını inceleyerek de bilgi edinebiliriz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://crazyscenter.yetkin-forum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 108
Yaş : 28
Nerden : Diyarbakır
Lakap : Crazy
Kayıt tarihi : 08/02/09

MesajKonu: Geri: ALLAH (c.c.) KİMDİR? (Rab'bimiz Tanıyalım)   Çarş. Şub. 11, 2009 8:53 am

ALLAH (C.C.)'IN İSİMLERİ (Esmâul Husnâ)

O Allah ki O'ndan başka ilah yoktur. Gaybı da, müşahede edebileni de
bilendir. Rahman, Rahim olan O'dur. O Allah ki, O'ndan başka ilah
yoktur. Melik'tir; Kuddus'tür; Selam'dır; Mümin'dir; Müheymin'dir;
Aziz'dir; Cebbar'dır; Mütekebbir'dir. Allah (müşriklerin) şirk
koştuklarından çok yücedir. O Allah ki, yaratandır, (en güzel biçimde)
kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler
O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O,
Aziz, Hakimdir.

(Haşr Suresi, 22-24)


Allah'ın 99 ismi vardır ki, hepside birbirinden güzel ve Ulu Manalar taşıyan isimlerdir.
Bu isimler başkası adına kullanılmaması tavsiye edilir. Nitekim bu
konuda edepe riayet ve güzel olanı yapmak gerekir. Örneğin "Rahim"
yerine "Abdurrahim", Samed yerine "Abdussamed", Kadir yerine
"AbdulKadir" konabilir. Allahın isimlerinin yanına "Abdul" eklenirse,
..kulu manasına gelir.

Örnek: "Abdulkadir" = "Kadir olanın Kulu" , "AbdulAziz" = "Aziz olanın Kulu"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://crazyscenter.yetkin-forum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 108
Yaş : 28
Nerden : Diyarbakır
Lakap : Crazy
Kayıt tarihi : 08/02/09

MesajKonu: Geri: ALLAH (c.c.) KİMDİR? (Rab'bimiz Tanıyalım)   Çarş. Şub. 11, 2009 9:01 am

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://crazyscenter.yetkin-forum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 108
Yaş : 28
Nerden : Diyarbakır
Lakap : Crazy
Kayıt tarihi : 08/02/09

MesajKonu: Geri: ALLAH (c.c.) KİMDİR? (Rab'bimiz Tanıyalım)   Çarş. Şub. 11, 2009 9:01 am

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://crazyscenter.yetkin-forum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 108
Yaş : 28
Nerden : Diyarbakır
Lakap : Crazy
Kayıt tarihi : 08/02/09

MesajKonu: Geri: ALLAH (c.c.) KİMDİR? (Rab'bimiz Tanıyalım)   Çarş. Şub. 11, 2009 9:02 am

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://crazyscenter.yetkin-forum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 108
Yaş : 28
Nerden : Diyarbakır
Lakap : Crazy
Kayıt tarihi : 08/02/09

MesajKonu: Geri: ALLAH (c.c.) KİMDİR? (Rab'bimiz Tanıyalım)   Çarş. Şub. 11, 2009 9:02 am

VEDUD,VEHHAB,VEKİL,VELİ ,ZÜLCELAL-İ VE'L İKRAM ,ZAHİR


Allah'ın Diğer İsimleri


Allah'ın isimleri 99 taneden ibaret değildir. Âyet ve hadîslerde bu 99


isimlerden ayrı olarak Allah'a başka isimler de izâfe edilmiştir.


Allah'a izâfe edilen diğer bâzı isimler şunlardır:


el-Vâhid'in yerine el-Ehad, el-Kahhâr'ın yerine el-Kâhir, eş-Şekûr'un


yerine eş-Şâkir; el-Kâfi, ed-Dâim, el-Münevver, es-Sıddık, el-Muhît,


el-Karîb, el-Vitr, el-Fâtır, el-Allâm, el-Ekrem, el-Müdebbir, er-Refî',


Zittavl, Zülmeâric, Zülfadl, el-Hallâk, el-Mevlâ, en-Nasîr, el-Gâlib,


el-Hannân, el-Mennân...


Kur'ân-ı Kerîm'de Allah ism-i şerîfi 2800 defa zikredilmiştir. Allah


isminden sonra Kur'an'da en çok zikri geçen isim, Rab ismidir. 960


yerde zikredilmektedir.


Rab isminden sonra, Kur'an'da en çok yer alan isimler ise; Rahmân,


Rahîm ve Mâlik isimleridir. Fâtiha sûresinde "Allah" isminden sonra


sıra ile zikredilen bu dört ism-i şerîfe, Cenâb-ı Hakk'ın Rubûbiyet


Sıfatları adı da verilmektedir.


Terbiye etmek, büyütmek, yetiştirmek mânalarını ihtiva eden Rab


kelimesinin asıl mânası: "Bir şey'i derece derece yükselterek, gayesi


olan en mükemmele erişinceye kadar kollayan" demektir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://crazyscenter.yetkin-forum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 108
Yaş : 28
Nerden : Diyarbakır
Lakap : Crazy
Kayıt tarihi : 08/02/09

MesajKonu: Geri: ALLAH (c.c.) KİMDİR? (Rab'bimiz Tanıyalım)   Çarş. Şub. 11, 2009 9:03 am

İsm-i A'zam Nedir?


Allah Teâlâ'nın Kur'an ve hadîs-i şerîflerde zikredilen isimlerinin en büyüğüdür.


İsm-i A'zam'ı, Allah, isimleri içinde gizlemiştir. Bunun da hikmeti,


kullarının bütün Esmâ-i Husnâ'ya rağbetini sağlamak, kendisine bütün


isimleriyle dua edilmesini te'min etmektir. İsm-i A'zam belli olsaydı,


insanlar yalnızca o isimle dua ederler, diğer isimleri terkederlerdi.


Çünkü İsm-i A'zam'ın Allah katında büyük bir değeri vardır. Bu isimle


yapılan duaların mutlaka kabûl edildiği rivayet olunmuştur.


İsm-i A'zam'ın Esmâ-i Husnâ'dan hangi isim olduğu hakkında, İslâm


âlimleri ayrı ayrı kanâatler ileri sürmüşlerdir. Büyük ekseriyetin


kanâatı, İsm-i A'zam'ın, lâfza-i Celâl yani Allah ismi olduğudur. Hz.


Ali Efendimize göre İsm-i A'zam tek isim değildir. Ferd, Hayy, Kayyûm,


Hakem, Adl, Kuddûs'tan ibaret 6 isimdir.


İmam-ı A'zam'a göre, İsm-i A'zam, Hakem ve Adl olmak üzere iki isimdir.


Gavs-ı A'zam'ın İsm-i A'zam'ı, Hayy ismidir. İmam-ı Rabbânî'ye göre de


İsm-i A'zam, Kayyûm'dur.


Görüldüğü gibi İslâm büyükleri, İsm-i A'zam'ı farklı isimlerde


bulmuştur. Belki de herbirinin hususi âlemine tecellî eden İsm-i a'zam


değişik olmuştur.


Esmâ-i Husnâ içinde bir İsm-i A'zam olduğu gibi, her isim için de


a'zamî bir mertebe vardır. Bâzan bir ismin a'zamî mertebesi, İsm-i


A'zam ile karıştırılır; o isim a'zamî mertebedeki tecellîsi sebebiyle


İsm-i A'zam sanılır. İsm-i A'zam'ın her âlime göre değişik olmasının


bir sebebi de budur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://crazyscenter.yetkin-forum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 108
Yaş : 28
Nerden : Diyarbakır
Lakap : Crazy
Kayıt tarihi : 08/02/09

MesajKonu: Geri: ALLAH (c.c.) KİMDİR? (Rab'bimiz Tanıyalım)   Çarş. Şub. 11, 2009 9:03 am

ALLAH'IN SIFATLARI (Zâti ve Subûti Sıfatları)

Allah(cc)'ın, altısı Zâtî, sekizi Subûtî olmak üzere 14 sıfatı vardır.


Zâtî Sıfatlar:


Zâtî sıfatlara, Tenzihi ve Selbi sıfatlar da denir.


VÜCUD: Var olmak demektir. Onun varlığı kendinden olup, başka

bir varlığa bağlı olmayan bir zâttır. Bütün herşeyi yaratan birisinin

var olması gerekir. Bu yüzden Allahü Teala'ya Vâcibü'l-Vücûd


denilmiştir. Allah'ın yok olduğunu iddia etmek, onun yarattığı bütün

kâinat ve içindekilerin varlıklarını inkâr etmeyi gerektirir. Çünkü

herşeyi yaratan ve var eden O'dur.


KIDEM: Allah(cc)'ın varlığının ezeli olması. Onun varlığının


başlangıcı yoktur ve varlığı zamana bağlı değildir. Yani önce yok iken



sonradan var olmuş değildir. Geçmişe doğru ne kadar gidilirse gidilsin

Allah(cc)'ın var olmadığı bir an bile yoktur ve düşünülemez. Zaten


zamanı ve mekânı yaratan da O'dur. O Allah(cc) ki zaman kayıtlarından


münezzehtir.
BEKA: Allah(cc)'ın varlığının sonu olmaması. Bâkî ve Sonsuz


olmasıdır. Onun varlığının başlangıcı olmadığı gibi sonu da yoktur.

Herzaman vardı ve hep var olacak. Geleceğe doğru ne kadar gidilirse

gidilsin onun yok olduğu veya varlığının sona erdiği hiç bir an olamaz.


Başlangıcı olmayan bir varlığın sonunun olmaması gerekir.


MUHALEFETÜN LİL-HAVÂDİS: Allah(cc)'ın sonradan yaratılan hiçbir

varlığa benzememesidir. Her ne akla geliyorsa veya düşünülüyorsa o

Allah değildir. Çünkü akla gelen ve düşünülen şeyler hep sonradan

yaratılmış, yok iken var olmuş şeylerdir.

KIYAM Bİ-NEFSİHÎ: Allah(cc)'ın hiçbir varlığa ihtiyaç

duymamasıdır. Allah(cc), hiçbirşeye bağımlı ve muhtaç değildir. Bilakis

yaratılan varlıklar ona muhtaçtır.


VAHDANİYET: Allah(cc)'ın bir ve tek olmasıdır. Sıfatlarında,

ilahlığında, yaratıcılığında, benzerliğinde ve diğer özelliklerinde


eşi/ortağı yoktur.

Subûtî Sıfatlar:



HAYAT: Allah(cc)'ın hayat sahibi olmasıdır. Ayrıca hayatın

sahibidir. O her zaman yaşamıştır ve herzaman yaşayacaktır. Onun
hayatının başlangıcı ve sonu yoktur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://crazyscenter.yetkin-forum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 108
Yaş : 28
Nerden : Diyarbakır
Lakap : Crazy
Kayıt tarihi : 08/02/09

MesajKonu: Geri: ALLAH (c.c.) KİMDİR? (Rab'bimiz Tanıyalım)   Çarş. Şub. 11, 2009 9:05 am

İLİM: Allah(cc)'ın herşeyi bilmesidir. Kâinatı ve içindekileri































ve bizim bilmediğimiz nice şeyleri yaratan bir yaratıcının, herşeyi en































ince ayrıntısına kadar bilmesi gerekir. Bu yüzden Allah(cc)'ın ilmi































hiçbirşeye sığmaz, çünkü O herşeyin ilmini bilir.































































SEMİ: Allah(cc)'ın herşeyi duyması/işitmesidir. Onun işitmesi































kulak ile değildir. En uzak yerdeki bir şeyin sesini, fısıltısını































duyar. Uzaklığı yakınlığı yaratan da Odur. Ona hiçbirşey uzak değildir.































































BASAR: Allah(cc)'ın herşeyi görmesidir. Onun görmesi göz ile































değildir. Eğer Onun görmesi göz ile olsaydı, görebilmesi için göze































muhtaç olurdu. Oysaki Allah(cc) hiçbirşeye muhtaç değildir. Karanlık ve































Aydınlık dahil olmak üzere onun görmesini hiçbirşey engelleyemez.































Allahü Tealâ, zifiri karanlık bir yerdeki siyah taşın üzerinde gezen































siyah karıncayı bile görür.































































İRADE: Allah(cc)'ın herşeyi istediği gibi dileyebilmesidir. Onun































dileği sınırlı değildir. Ne isterse onu yapabilir. Bu kâinatta olmuş ve































olacak herşey, Allah(cc)'ın dilemesiyle olmuştur. Onun dilediği































muhakkak olur ve dilemediği de muhakkak olmaz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://crazyscenter.yetkin-forum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 108
Yaş : 28
Nerden : Diyarbakır
Lakap : Crazy
Kayıt tarihi : 08/02/09

MesajKonu: Geri: ALLAH (c.c.) KİMDİR? (Rab'bimiz Tanıyalım)   Çarş. Şub. 11, 2009 9:06 am

KUDRET: Allah(cc)'ın herşeye gücü yetmesidir. Kâdir olan Allah(cc)'ın dilediğini yerine getirebilecek kuvvet ve kudrete sahiptir.







































































KELÂM: Allah(cc)'ın ağız, harf, ses vs. gibi hiçbirşeye muhtaç



































olmadan konuşmasıdır. Allah(cc)'ın kelâmı, onun sözü demektir.



































Allah(cc) peygamberlerine bildirdiği vahiyler, onlara verdiği ilâhî



































kitaplar ve gönderdiği ilhamlar onun Kelâm sıfatının neticesidir.







































































TEKVİN: Allah(cc)'ın yaratmasıdır. O, gördüğümüz görmediğimiz



































herşeyi yaratandır. Yaratan sadece O'dur. Ondan başka yaratan yoktur.



































Yaratmak Allah(cc)'a mahsustur. Onun yaratmasına hiçbirşey engel



































değildir. Ayrıca onun için, göğü yaratmak ile bir sivri sineği yaratmak



































arasında hiçbir fark yoktur. Allah(cc), iradesi sonucu Kudretiyle



































Tekvin eder. Başka bir deyişle, dilediği bir şeyi yaratmaya gücü yeter.





























ALLAH'IN GÜCÜ (Tarif edilemeyen bir güç)















































































Bilindiği gibi Allah(cc), içerisinde bulunduğumuz kâinatın ve







































bilemediğimiz olan herşeyin yaratıcısı, yöneticisi ve gerçek sahibidir.







































İster dünya olsun, ister ahiret olsun, isterse başka gezegenler veya







































hayatlar olsun hepsinin ilmi, gözetçisi olan bir tek kişi vardır. O da







































Allah(cc)'tır.







































Yine kendi yaşadığımız yerden örnekler ve dersler çıkartacak olursak,







































gezegenler gökler, bulutlar, dağlar taşlar, ağaçlar ve çiçekler,







































canlılar, insanlar, hayvanlar ve tüm varlıklar şüphesiz muhtaçtırlar.







































Canlılar muhakkak nefese, rızka ve yaşama ortamına muhtaçtırlar.







































İnsandaki en büyük özellklerden biri olan AKIL ile gerçek manada







































düşünüldüğünde, ACABA NEDEN YARATILDIK sorusunu kendi kendine sorması







































bir nevi ilahi kapıya yönelmedir. Eğer yaratılma gayesini bilir ve ona







































göre hayatını sürdürürse işte bu ilahi kapıya doğru yol alır. Aksi







































taktirde pişman olacağı bir seyre çıkmış olur.







































Şükür ettiğimizde veya Fatiha suresini okuduğumuzda içerisinde geçen







































ifade "ELHAMDÜLİLLAHİ RABBİL ALEMİN" (Alemlerin Rabbi Olan Allah'a







































hamdolsun, ki Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur) bazı derin







































düşüncelere vesile olabilir. Nitekim Alemler deyince insan alemi, cin







































alemi, melekût alemi, hayvanlar alemi, sudaki alem, gökteki alem gibi







































binlerce âlemin var olduğuna inanmak da, elbetteki imanın







































alametlerindendir. İşte bu alemlere Rab olan, eğiten, yöneten bir







































varlığın olması gerekir. Herşey başı boş bırakılsaydı muhakkak düzen







































bozulurdu. Eğer birden fazla yönetici olsaydı yine düzen bozulurdu.







































İşte bunca varlığın, alemin, ihtiyaç sahiplerinin canlı cansız olan







































herşeyin gerçek sahibi olan birisinin gücünü tahmin etmek gerçekten
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://crazyscenter.yetkin-forum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 108
Yaş : 28
Nerden : Diyarbakır
Lakap : Crazy
Kayıt tarihi : 08/02/09

MesajKonu: Geri: ALLAH (c.c.) KİMDİR? (Rab'bimiz Tanıyalım)   Çarş. Şub. 11, 2009 9:06 am

AKIL işi değildir. Onun yüceliğini ve kuvvetinin büyüklüğünü idrak











































edemesekde, ona KUL olduğumuzu bilmemiz ve ona göre hareket etmemiz en











































yerinde davranış olacaktır. Onu övmek ve yüceltmek, onu sevindirecektir.











































Yaşadığımız dünya gezegeni direksiz ve desteksiz olarak boşlukta











































duruyor. Aynı zamanda durmadan dönüyor. Bunun gibi sayısını











































bilemediğimiz kadar gezegen, ayrı ayrı özelliklere çeşitliklere sahip











































olduğu halde, onları bir nizam ve ölçü içerisinde yöneten, haberi olan,











































büyük bir varlığın yokluğuna inanmak gerçekten ahmaklıktır.











































O, herşeye gücü yetendir. Hiçbirşey ona ağır gelmez. Allah (cc) için,











































Bir sivrisineği yaratmak ile, bir Âlemi yaratmak arasında hiçbir zorluk











































yoktur..











































Yaratan O'dur, Yöneten O'dur, Hüküm veren O'dur. Bütün güçlerin kaynağı yine O'dur. O, Allah'tır. (Celle celâluhû)











































Biz O Allah'ı hamd eder, tesbih eder ve zikrederiz. Biz O'na aitiz, O'ndan geldik, O'na döneceğiz.











































Hamdolsun Alemlerin Rabbi Olan Allah'a...Ahiret şartları dünya ile aynı değil













































































































Önce, konumuzu aydınlatacak temel esasları hatırlayalım:






















































İmanın esası, gayba iman etmektir. Gayb, yok olan değil, var olduğu






















































halde görülemeyendir. Çok şey var ki, onları görmediğimiz halde kabul






















































ediyoruz. Var olduklarını çeşitli kanıt, işaret ve belirtilerden
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://crazyscenter.yetkin-forum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 108
Yaş : 28
Nerden : Diyarbakır
Lakap : Crazy
Kayıt tarihi : 08/02/09

MesajKonu: Geri: ALLAH (c.c.) KİMDİR? (Rab'bimiz Tanıyalım)   Çarş. Şub. 11, 2009 9:06 am

anlıyoruz. İşte Yüce Yaratıcımız, melekler, akıl, ruh görmeden kabul



























































ettiğimiz varlıklardır.























































































































İdrak ve algılama bakımından, içinde yaşadığımız dünyanın şartları ile



























































ahiret aleminin ve cennetin şartları aynı değildir. Yüce Yaratıcımız



























































zatını ahirette gösterecektir; ve elbette kullarına da o duruma uygun



























































özellikler verecektir.























































































































Bir şeyi görmek onun her şeyini görmeyi gerektirmez. Mesela biz, bir



























































insana bakarken onun sahip olduğu her şeyi, her özelliğini görmüş



























































olmayız. Gök yüzünü görürüz, fakat tamamını görmüş ve anlamış olmayız.



































Rasulullah A.S. Efendimiz de, Allahu Tealâ’nın, zatını, Adn Cenneti’nde Kibriye örtüsüyle perdeleyerek göstereceğini haber veriyor (Buharî, Müslim, Tirmizî).























Yani Cenab-ı Hak, mümin kullarına zatını gösterecektir. Fakat bu görme























O’nun zatının tamamen anlaşılması, hiç noksansız görülmesi manasında























değildir.
































































































O’nu görmenin zevki kişiye göredir.









































Allahu Tealâ’yı görmek, O’nu bilmek, tanımak ve sevmek gibidir. Hiç









































kimse Cenab-ı Hakk’ı tam olarak bilmiş, tanımış ve sevmiş değildir.









































Ancak, her kul irfan derecesine göre O’nu sever. O’nu tam olarak görmek













de mümkün değildir. Fakat farklı derecelerde de olsa görmek mümkündür.



























Bu da gören gözleri aydınlatmaya, seven gönülleri vuslat neşesiyle mest



























etmeye yetecektir.



























Rasulullah A.S. Efendimiz’in belirttiği gibi, Allahu Tealâ yüce
zatını nurla perdelemiştir. Eğer o perdeyi açacak olsaydı bütün alem
yanardı.
(Müslim, İbnu Mace) Bu durum, dünya şartlarında böyledir.



























Gözlerimiz dünyada O’nu görmeye güç yetiremez. Allahu Tealâ’nın



























cemalini görme saadeti cennette gerçekleşecektir. Allahu Tealâ cennette



























müminlere ayrı bir güç ve özel bir kabiliyet verecek, cemalini öyle



























gösterecektir. Ancak her kulun Yüce Mevlâ’ya yakınlığı ve Cemalullah’ı seyirdeki zevki bir olmayacaktır. Herkes, dünyadaki iman, irfan ve edebine göre farklı tatlar alacaktır.



























O, yönlerle sınırlı değildir. O’nu görmek de...



























Allahu Tealâ’yı görmek için bir mekâna ve yöne de ihtiyaç yoktur. O şu



























anda bizi ve bütün varlıkları görmektedir. Bu görmesi bir yön, mekân ve



























zaman ile sınırlı değildir. O herşeyi yöne, zamana ve mekâna bağlı



























olmadan görür. Görmesi göz gibi bir vasıta ile değildir.



























Kendisini de ahirette bütün yönlerden uzak, zaman ve mekândan arınmış



























bir şekilde, bildiğimiz şartlara bağlı olmadan gösterecektir. Bu



























haktır, gerçektir. Buna inanmak ve hazırlanmak gerekir. Allahu



























Tealâ’nın ahirette görülmesi Kur’an, Sünnet ve alimlerimizin görüş



























birliği ile sabittir. İnkâr eden, cahil veya gafildir. Cezası da bu



























nimetten mahrum olmaktır.



























Rasulullah A.S. Efendimiz’in belirttiği gibi, Yüce Rabbimiz’i görmek için ölmek gerekir (Müslim, Tirmizî).



























Kim Allahu Tealâ’ya kavuşmayı sever ve isterse, Allah da ona
kavuşmayı sever. Kim Allahu Tealâ’ya kavuşmayı sevmezse, Allah da ona
kavuşmayı sevmez.
(Buharî, Müslim, Tirmizî)









































Onun için aşık müminler, bir an önce O’na kavuşmak için can atarlar.



























O gün nice yüzler rablerine bakarlar



























Şimdi, bizlere Allah’ın cemalini görme nimetini müjdeleyen ayet ve



























hadisleri görelim. Böylece hem konuya daha çok vakıf olacak, hem de



























şevkimiz artmış olacaktır.









































Yüce Rabbimiz buyurur ki: “O gün nice yüzler nur içinde parlamaktadır. Rablerine bakmaktadır.(Kıyame/22-23)



























Allah için güzel amel işleyenlere en güzel karşılık (Cennet) ve bir de fazlası (Allah’ın cemalini seyretme) vardır.(Yunus/26)



























Rasulullah A.S. Efendimiz bu ayeti okuduktan sonra şöyle buyurmuşlardır:



























Cennet ehli cennete, cehennemlikler de cehenneme girdikten sonra, Allah tarafından görevlendirilmiş bir melek şöyle seslenir:



























- Ey Cennet ehli! Allahu Tealâ’nın size verdiği bir sözü var, şimdi onu yerine getirmek istiyor. Bunu duyan Cennet ehli:



























- Allah bizim yüzümüzü parlattı, terazimizi sevaptan yana ağır getirdi, bizi cennetine koydu, cehennemden kurtardı ya! derler.



























O anda Alleh cemalinden perdeyi kaldırır. O’nu seyrederler. Vallahi
Allah onlara, cemaline bakmaktan daha güzel ve gözü aydınlık edecek bir
nimet vermemiştir.
(Müslim, Tirmizî, Nesaî)



























Ashabtan bazıları, “Ya Rasulallah! Ahirette Rabbimiz’i görecek miyiz?” diye sordular.



























Rasulullah A.S. Efendimiz de,



























Siz bulutsuz bir gecede dolunayı görmek için bir zorluk çekiyor musunuz? diye sordu. Ashab,



























Hayır ya Rasulallah” dediler. Efendimiz tekrar:



























Bulutsuz bir günde güneşi görmekte bir zorluğunuz olur mu?” diye sordu. Ashab,



























Hayır!” dediler. Rasulullah A.S. Efendimiz de,



























İşte Rabbiniz’i de bu rahatlık ve netlikte göreceksiniz” buyurdu. (Buharî, Müslim, Ebu Davud, Nesaî, İbnu Mace)



























Cerir b. Abdullah R.A. anlatıyor: “Gece vakti Rasulullah A.S. Efendimiz



























ile birlikte oturuyorduk. Efendimiz bir ara ondördündeki dolunaya



























baktı, peşinden şöyle buyurdu: ‘Hiç
şüphesiz şu dolunayı rahat ve açıkça gördüğünüz gibi Rabbiniz’i de
göreceksiniz. Siz, gücünüz yettiğince güneş doğmadan ve batmadan önceki
namazları muhafaza etmeye çalışın.




























Allah Rasulü A.S. peşinden şu ayeti okudu: Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbin’i hamd ile tesbih et ki, O’nun hoşnutluğuna ulaşasın. (Taha/130) (Buharî, Müslim, Ebu Davud, Tirmizî)



























Bu hadiste, cenneti ve Cemalullah’ı isteyenlerin namaza sarılması gerektiğine işaret vardır.



























CennettE Allahu Tealâ’nın cemalini seyretme cuma günleri olacaktır. O gün cennet ehlinin bayramıdır. (Ebu Ya’la, Heysemî)



























Allahu Tealâ cennette müminlerle konuşacak, onlara selam verecektir. (Yâsin/55-58)Bu ne büyük mutluluktur!



























Talep eden, isteğine kavuşur.



























Bütün bunlar doğru ve sağlam bir imanın ve Allah rızası için yapılan salih amellerin neticesidir. Rabbini seyretmekle şereflenecek gönlünü ve gözünü temiz tutanlara ne mutlu!



























Rasulullah A.S. Efendimiz Allahu Tealâ’yı miraçta görmüştür. Sahih olan



























ve kalplerin huzur bulduğu görüş budur. Bu saadet, dünyada



























Efendimiz’den başkasına nasip olmamıştır.



























Dünyada arifler, Allahu Tealâ’nın zatını değil, azamet ve kudretinin tecellilerini görürler. Buna müşahede denir. Yüce Rabbimiz’le dünyada konuşmak mümkündür.



























Allahu Tealâ’yı rüyada görmek mümkündür. Bu caizdir ve gerçekleşmiştir.













Efendimiz A.S. Rabbimiz’i çok defa rüyasında görmüştür. Mezhep



























imamlarından ve salihlerden çoğu Allahu Tealâ’yı rüyada gördüklerini



























anlatırlar.



























Efendimiz A.S.’ın diliyle dua edelim:



























Allahım! Senden ölümden sonraki hayatın rahatlığını, cemalini seyretmenin lezzetini ve sana kavuşmanın şevkini isteriz.


























Cennet'te duygular tatmin olunca,
Herkes rahat, herkes huzur bulunca,
Gözler, gönüller, nefisler doyunca,
Eşler karşılıklı mutlu olunca,
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://crazyscenter.yetkin-forum.com
 
ALLAH (c.c.) KİMDİR? (Rab'bimiz Tanıyalım)
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» ALLAH için bakınız yardım!...
» Dünyanın En Basit İndex İsteği Allah Rızası İçin Lütfen ! (Müslüman Aranıyor)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ÇILGINLAR MEKANI :: Dini Bilgiler-
Buraya geçin: